27 Temmuz 2008 Pazar

Sinyal Şaşkını Uydu Alıcısı

http://d.nacikaya.googlepages.com/

Sinyal Şaşkını Uydu Alıcısı
Kısa bir tatilin ardından iş temposu yoğun bir şekilde başladı. Ancak insan tatilde dahi yeni tecrübeler ediniyor. X marka bir uydu alıcısıyla başım belaya girdi bu tatilde :) Başımdan geçen bu tecrübeyi herkesle paylaşmak istedim. Meşhur bir Türk markası ama adını vermeyim, reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler. Uydu işleriyle uğraşanlar markayı anlamışlardır.
Her şey baba evine olağan yaz tatili ziyareti sırasında başladı. Evde 2 uydu alıcısı vardı ve biri bina balkonunda diğer 2si çatıda olmak üzere 3 çanak uydu alıcılarına giriş yapıyordu. Çatıdaki çanaklardan birisi Türksat diğeri hotbird uydusuna çevrilmişti. Bu çanaklar binanın ortak kullandığı çanaklardı ve ikisinin de sinyalleri bozuktu, bina sakinleri şikayetçiydi ama bina yönetimi de bu konuda hiçbir şey yapmıyordu. Balkondaki çanağın alınma nedeni de ortak sistemdeki problemlerin çözülememesindendi. Bu çanak X marka uydu alıcısına bağlıydı, Türksat uydusuna bakıyor ama sadece bakıyordu, sinyal seviyesi meşhur markanın tecrübeli teknik elemanları tarafından %70 sinyal gücünde ayarlanıp bırakılmıştı. Görüntüde takılmalar yaşanıyordu.
Babam bu konuda ne yapabiliriz diye sorduğunda bina ortak sisteminden tamamıyla ayrılıp balkondaki çanağa 2li LNB monte ederek uydu alıcılarını tek uydudan çalıştırabileceğimizi ancak hotbird uydusuna elveda dememiz gerektiğini söyledim. Tek çanakla 2 uyduyu seyredemiyeceğimizin farkındaydık. Önerim kabul edildi. Hemen çalışmalara başladık. 2 çıkışlı LNB ve 25 metre kablo aldık. Çanağımıza monte ettik ve sinyal ayarlamaya başladık.
Bu noktada mutlaka belirtmeliyim, sinyal kontrolünü X marka uydu alıcısıyla yaptık ve benim bu markanın faullerinden o ana kadar haberim yoktu. Bu yüzden sinyal kontrolünü 1 saatte ancak yapabildik.
Şimdi gelelim bu X uydu alıcısının marifetlerine. Başlıkta da belirttiğim gibi “sinyal şaşkını uydu alıcısı” tabiri çok uygun oldu. Herhangi bir kanalı ayarladıktan sonra LNB ayarlayarak başka kanalları ayarlıyoruz ve bu şekilde devam ettik. Ancak problemler burada başladı. Sinyal seviyesi %98 göstermesine rağmen önce sinyal yok veya zayıf ibaresi görünüyor aradan 5-6 saniye geçtikten sonra bir anda yayın geliyordu. Başka bir hatası da ekranda hiç yayın yok ve sinyal yok veya zayıf yazısı ekranda dururken yayın frekansını mesela 11975'ten 11974'e düşürdüğünüz anda yayın ayna gibi geliyordu. Tekrar 11974 frekansındaki kanala döndüğümüzde yayın yine yok ve aradan biraz zaman geçince kendi kendine yayın geliyor. Bu zaman bazen 10 saniyeyi buluyordu. Sinyal gücümüz hiçbir zaman %90'nın altına düşmedi bunu da belirtmeliyim.
Böyle bir uydu alıcısını kontrol için kullandık ve ancak 1 saatte ayarlamaları yapabildik. Uydu alıcısında bir problem olacağını 1 saat sonunda anladık. Diğer uydu alıcısını LNB mize bağladığımızda sıfır hata ile çalıştı. Bütün kanallar problemsiz ve hızlı bir şekilde açılıyordu. Onunda markasını vermiyorum. Y diyebiliriz ona da.
Biraz uğraştırdı ama sonuçta istediğimizi elde etmiştik. X markamızda biraz yavaşta olsa sinyalleri zorda bulsa idare ediyordu. Bu tecrübeyi yaşamama neden olan markaya ben kızamıyorum. Çünkü mesleğim itibarıyla altından girip üstünden çıkarak, frekansıyla oynayarak, sinyal seviyesini en fazla orana çıkartmayı başararak bu uydu alıcısını zorlada olsa çalıştırıp ayarladım. Burada ki problem bu işlerde tecrübesi olmayan bir kişinin ne kadar sinirleneceği ve hiçbir şey yapamayacağı için servisi arayacağı ve servis elemanlarının da şöyle bir bakıp iki ayar yapıp çanak vidalarını bile adam gibi sıkmadan çekip gidecekleri gerçeğidir. İlk fırtınada çanak veya LNB döner ve yine insanı çıldırtan uydu alıcı problemleri ortaya çıkar.
Türkiye' de servis-bakım kültürünün çoğu firma tarafından özümsenmediğini ve yetersiz elemanlar çalıştırıldığını düşünüyorum. “Gerçek hizmet ürün satıldıktan sonra başlar” felsefesini kabullenen firmaların yerlerini her zaman güçlendirerek koruyacakları ve büyüyecekleri bir gerçektir.
Bir Alman markasının kurucusunun dediği şu söz bizim firmalarımızın kitaplarında da bir gün yazar elbet : “İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.”
d.nacikaya@gmail.com